İlk anlar..

Hemen yanında durmakta olan sigara paketini çıkardı. Çakmaktan hep nefret etmişti. Kibriti ateşlerken çıkan o ses ona hep çok özel gelmişti. Şimdi kafasını toplamalı ve kalemi kullanmalıydı..

“İlk ağlaması kısa sürmüştü Can’ın. Sonrasında da hemen sarıp sarmalanmıştı. Canlılar tarafından el üstünde tutulmak, dikkat edilmek hoşuna bile gitmişti o an. Daha gözlerini açamıyordu ama yüzündeki ahmak sırıtışın farkına varabiliyordunuz. Şimdi de bir yere götürüyordu onu beyaz elbiseli canlılar. Sonraları onların insan olduğunu öğrenecekti. Yatağa yatırdılar Can’ı. Tam o esnada bir sıcaklık hissetti. Sanki etrafına bir kalkan çekildi o an, hiçbir şey o kalkanı delip geçip ona zarar veremezdi sanki, o kadar güçlüydü. Sonra bir el kafasına doğru uzandı ve okşamaya başladı. Görünmez alanın içi sanki cennetti. Dünyada hiçbir kötülük olmadığına, nefes almanın, yaşamanın çok çok özel bir şey olduğuna inandı. Tatlıydı, sıcaktı, güzeldi. İlk nefesini alalı yarım saat olmamıştı ama son nefesini verecek olsa o an hiç pişman olmazdı. Mutluydu..

Onu o kalkanın içine sokanlar tekrardan bu kalkanın dışına çeken kişiler oldu. Ayrı farklı bir yere götürdüler. Bu sefer de daha sert elleri olan bir canlı onu kavramıştı. Önceki sıcaklıktan tamamen farklıydı. Hayır, soğuk değildi ama ciddiydi. Sevginin, şefkatin yanında arada bir mesafe olduğunu da hissediyordu. Enteresandı, hayat boyu onun yanında kalsa sağ sağlim olacağını hissedebiliyordu ama bir uzaklık da yok değildi.

Baba ilk başta bebeğin annenin yanına yatırılmasını istemişti. Cesaret edememişti onu tutmaya, kavramaya, okşamaya. Annenin yanına yattığında uzaktan izlemiş ve gülümsemişti, biraz da kıskanmıştı. Annenin kalbi yerinde duramıyor, sürekli sevgi gösterisinde bulunmak, sürekli okşamak istiyordu Can’ı. Sonrasında hemşireler anneden alıp babaya verdiklerinde bebeği, baba son 2-3 aydır yaptığı “nasıl bebek tutulur” çalışmalarını bir anda unutmuş, ilk başta hafif bir düşürme tehlikesi atlatmıştı Can’ı. Neyse ki Can hissetmemişti. Sonrasında ise babanın aklında o an değil bir anda gelecek belirdi. Bütçe, sorun, yapılacaklar, iş.. Bunları yok etmeliydi..”

Murat bir eksik olduğunu hissetti, sigarasıydı o eksik. Uzun bir nefes daha aldı ve düşündü. Sigarayı küllüğe sıkıştırmaya çalıştı ve kalemi tekrardan kavradı..

Reklamlar
Published in: on Ağustos 18, 2009 at 2:34 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://dambil.wordpress.com/2009/08/18/ilk-anlar/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: