Aslında Oradalar..

Gene ayna karşısında yolun yarısına dayadığı merdivenin basamaklarını nasıl tırmandığını düşünürken yüzündeki kırışıklıkları inceliyordu. Bu kırışıklıkların sebebinin hayattan öğrendikleri mi yoksa onun hayata öğrettikleri mi olduğunu aynadaki yansımasıyla -kendisiyle- her göz göze geldiğinde sorguluyordu, cevabı bulamayacağını bilerek.

Yolun yarısına yaklaştıkça daha da ümitsizleşmişti, koskoca bir ömrün yarısı arkasında kalmıştı dile kolay. Fakat birisi çıkıp nasıl geçti koskoca 35 yıl diye sorsa söyleyecek tek laf bulamayacağından da emindi. Zaman zaman geçmiş günleri anımsamaya çalışıyor; onu üzen, yaralayan, ağlatan, isyan ettiren olayların hepsini hatırlayabiliyordu. Ama yüzünün güldüğü anları bulamıyordu hatıraların arasından. Hayatın özü bu galiba diye geçirdi aklından: yaşamındaki güzel anları unutmamak, üzüldüğün değil; aptal aptal gülümsediğin anları hissetmek, sadece onların sende yer etmesini sağlamak. Çoktan söndüğünü sandığı ama aslında içinde bir yerlerde gizlenen, yıllar boyu yanmış ateşin varlığını hissediyordu tekrardan.

Aynanın karşısından kalktı, az önce tüm bedenini saran ümitsizlik yerini çocuksu bir coşkuya bırakmıştı. Canı dışarı çıkıp yağan yağmurun altında dans etmek, bağırarak ve umursamadan şarkılar söylemek istiyordu. Daha önce de olmuştu bu ama cesaret edememişti. O an aklına geldiğinde çoktan kapıyı kilitlemiş ve evden dışarı ilk adımını atmıştı. Şimdi merdivenlerden iniyordu, apartmanın kapsını açmanın bu kadar zevkli olduğunu fark etmemişti daha önce. Sanki özgürlüğün kapısını açıyordu, eğlenmişti . Sokağa çıktığındaysa ellerini iki yana, başını göğe doğru kaldırdı; var gücüyle haykırmaya başladı. İçindeki tüm karamsarlık ağzından çıkan o anlamsız sesle birlikte yok oluyordu, uzun süre sonra bu denli rahattı içi.

Sırıksıklam eve döndükten sonra hiçbir şeyin kalbindeki sıcaklığı almasına izin vermeden yatağa atmıştı kendisini.

Sabah kalktığında alışkanlığına teslim olmuş,  gene aynanın karşısına geçmişti. Kırışıklıkları incelemek üzere gözlerini açmaya çalışırken alnının hemen sol tarafında bir kızarıklıkla yüzleşti. Dün gece keşfettiği özü unutturmamak amacıyla bir sivilce “günaydın melek” diyordu, tıpkı yıllar önce annesinin onu uyandırdığında söylediği gibi..

Reklamlar
Published in: on Eylül 19, 2009 at 1:07 am  Comments (3)  

The URI to TrackBack this entry is: https://dambil.wordpress.com/2009/09/19/aslinda-oradalar/trackback/

RSS feed for comments on this post.

3 YorumYorum bırakın

  1. Benim hayatım asıl güzel anılarla dolu.. Kötüler silinip gider genelde, tabi 35 yaşına geldiğimde nasıl olur bilmiyorum.

    • ahah hayatını kötülükler de güzellikler de farkında olduğun kadar oradadırlar. bunları (ikisi için de geçerli) görmezden gelebilirsin ama asla gizleyemezsin zamanı geldiğinde..


Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: