Uçsuz Bucaksız..

kaybolmuştum, yolumu aramaya son vermeliydim belki de en kısa zamanda. yağmur damlalarının çıplak bedenime temasıyla irkildim. “ne yapıyorum ben?” sorusunu ilk defa o zaman sordum kendime. kim bilebilirdi ki birkaç yağmur damlasının hayatımı kurtaracağını..

yolumu aramaya son verdim o an. bulunduğum yerde kalmalıydım. burayı güzelleştirmeden, yaşanabilir kılmadan bulamazdım labirentin çıkışını, ayıramazdım doğruyu yanlışı. beş dakika önce “ne yapıyorsun?” sorusunu yöneltseler, sığınacak bir yer arıyorum derdim. şimdi değişmişti her şey, yüzleşmek istiyordum tüm tehlikelerle. birkaç yağmur damlasıydı tüylerimi diken, beynimdeki nöronları harekete geçiren..

yolun ortasında duruyordum işte, beni oradan alabilecek hiçbir güç, hiçbir bilinç yoktu. kararlıydım zira, yapmam gerekeni hissediyordum ve hissetmekle kalmıyor, onu yapmak istiyordum.

yavaş ve kararlı adımlarla ilerledim düz yolda. şimdi düşünüyorum da, yolun düz olması pek önemli değilmiş. 89 derece açıyla yükselen bir yokuş olsaydı önümdeki çıkabilirdim gene de. dedim ya, istiyordum.

sonra geçmiş geldi aklıma, yürümeye başladı yanımda o uçsuz bucaksız düzlükte. zaman zaman önüme geçmeye çalıştı. fakat gücü yetmedi. gelecek merakım geldi ardından aklıma, birkaç metre önümde adımlamaya başladı sonra. yağan yağmur üçümüzü ıslatmaya başladı. tedirgin gelecek, ıslandıkça yavaşladı. gelecekten korkan geçmiş, onun gerilemesiyle daha da arkalara kaydı. onlardan güçlüydüm, dirençliydim. ilk sıradaki yerimi alıp yürümeye devam ettim.

hava yavaş yavaş açarken, teşekkürlerimi sunduğum yağmur dinerken, arkama bakasım geldi. geçmiş ve gelecek ne kadar benden zayıf olsalar da hala benim parçamdılar. onlardan en iyi şekilde faydalanmak varken kaybolmalarını tercih etmezdim. beni şaşırtabileceklerini hiç tahmin etmezdim. geçmiş beni izlemiş ama izini kaybettirmeye çalışmıştı. yere baktığımda çekingen gözleriyle karşılaştım. bir anlık bakış yetti birbirimizi anlamamıza, hayatım boyunca peşimden gelmesine izin verdim sonra. geleceği ise göremedi dikkatsiz gözlerim. geçmiş’e danıştım; “bir parçası yanımda, bir parçasıysa yağmurla birlikte eridi” dedi. geçmiş’in izine, daha doğrusu kendi izime odaklanınca gördüm geleceğin parçasını, onunla anlaşmaya çalışan parçasını..

böyle böyle bütünleştik, böyle böyle güçlendik, böyle böyle yaşadık ve böyle böyle yaşlanıyoruz adımlarken uçsuz bucaksız yolda..

Reklamlar
Published in: on Şubat 4, 2010 at 8:52 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://dambil.wordpress.com/2010/02/04/ucsuz-bucaksiz/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: