Pencere Önündeki Çiçekler..

birbirimize söz vereli 28 yıl, 7 ay, 19 gün oluyordu. ben neden bunca gün yazmamış da, şimdi yazmaya kalkışmıştım bu yazıyı bilmiyorum. yazmak da böyle bir şey sanırım.

söz vermiştik, pencere önündeki çiçeklerin büyümesini beraber izleyeceğimize..

her şey o kadar net ki… öğlen buluşmuştuk. ilk önce bir pastahaneye gidip tatlı yemiştik. ardından kendimizi sahile atmıştık. biraz yürüdükten sonra, boş bir banka oturup ne denizi ne de önümüzden geçen insanları umursamıştık. bizim için sadece biz vardık ve tüm o saatler boyunca yalnızca birbirimizi izledik. babası tembihlemişti, hava kararmadan evde olması gerekiyordu. güneş batmaya yüz tutmuşken kalktık, bizim için ayrı bir önem kazanacağı o gün belli olan banktan. evine doğru yürürken, tüm cesaretimi toplayıp eline doğru ilk hamlemi yapmıştım kalbim kafesinden delicesine çıkmak isterken. o da elimi kavrayınca hissetiklerimi ne bu kağıda dökebilirim ne de ağzımdan çıkabilecek kelimelerle tarif edebilirim. çok eşsizdi.. “mutluluk” diye bir şeyin varlığına inandım o an, bir daha da asla unutmadım, unutturulmadım.

evine kadar ellerimiz birbirine sarılı gittik. farklı iki bedenin uzantıları olmaktan çıkmış, birbirimizi tamamlamaya başlamıştık. evinin önüne geldiğimizdeyse, bana baktı ve gülümsedi. pencerenin kenarına kaydı gözleri, yalnız başına duran saksıya odaklandı. “benimle o çiçeğin büyümesini izlemek ister misin?” diye sordu. dürüst olmak gerekirse, soruyu yönelttiği zaman pek anlamamıştım ne demek istediğini. aslında ne demek istediğinden çok, ne sormak istediğini anlamamıştım. ama içimden bir ses “evet, evet!” diye haykırıyordu. mani olmadım. “çok isterim.” dedim. gülümsemesi tüm ağzına yayıldı ve gözleri nasıl gökyüzündeki en parlak yıldıza dönüştü.

28 yıl, 7 ay, 19 gün geçti o sözü verdiğimizden beri.. o günden tam olarak 2 yıl sonra, aynı evde yaşamaya başladık. oturma odasında 3 penceremiz vardı. her birinin önüne 2’şer saksı koymuştuk. o sahildeki bank, artık sahilde de değildi zaten. çok uğraşmıştım ama 5. yıldönümümüzde o bankı eve getirmeyi başarabilmiştim. işten geldiğinde, odanın ortasında o bankla karşılaşınca ne kadar da sevinmişti.. günde 3-4 saat banka oturur, o çiçekleri izlerdik. böyle geçti yıllar..

şimdi, tek bir çiçek yaşamaya devam ediyor. seninle birlikte, diğer hepsi yaşamlarından vazgeçti aşkım. ama sana en çok benzeyen direndi yokluğuna. galiba senin sayende yaşıyor hala, bir parçanın ölene dek benimle olduğunu, bana asla unutturmamak için yaşatıyorsun onu..

öhm, yazarın notu: special thanks to travis – flowers in the window..

Reklamlar
Published in: on Mart 16, 2010 at 3:09 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://dambil.wordpress.com/2010/03/16/pencere-onundeki-cicekler/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: