Yan Sön – Yan Sön – Yan Sön

Yazma hissi içinde kuvvetlendiğinde, gerçekleştirdiği ritüeller hep aynıydı. Önce bilgisayarının açma tuşuna basar, sonra bilgisayar masasının önündeki, mindersiz, oldukça rahatsız sandalyesini çeker, oturduğu anda çıkan yüksek fan sesiyle birlikte gözlerini kapar ve içinden 60’tan geriye saymaya başlardı. Çocukluğundan kalma bu geriden sayma huyu, saniyeler arasındaki zamanın asla sabit olarak kabul edilemeyeceğini, onun hayalleriyle şekillendirdiği sürece saniye denilen şeyin var olduğunu sanmasıyla oluşmuştu. Eh çocukluktu işte… İçinden 0 dediği anda gözlerini açar ve şifresini soran ekranla selamlaşırdı. Bilgisayarında kendisini önemli olduğuna inandırdığı bir ton notu, taslağı koruyordu o şifre. Uzun zamandır duran bu belgelerin orada olması bile, koruması gereken şeylerin varlığını hatırlattığından içini rahatlatıyordu. Masaüstünü görür görmez, yeni bir belge açardı. O geçen kısa sürede, 60 saniyede yaşadığı bir ton hayattan en çok hatırladığına sarılır, vakit kaybetmeden parmaklarını klavyeyle kavuştururdu. İlginç ki, kısa öyküler yazmaya başladığı ilk gün önünde oturduğu o daktilonun sesi olurdu kulaklarında her vuruşla. Birçok otorite tarafından “okuduğum en iyi kısa öykülerin yazarı” olarak lanse edilen bu adam, hamurunu bu şekilde yoğurup fırına veriyordu.

Fakat bugün, her şeyi sırasıyla yapmış olmasına rağmen düşüncelerden bir tanesini yakalayamamış ve bilgisayar ekranındaki yanıp sönen imleçle göz göze gelmişti ilk defa. “İmlecin her yanışı bir saniyede mi gerçekleşiyor? Yoksa, imleç mi saniyeleri kontrol ediyor?” ikilemine düştüğünde tamamen kaybolmuştu düşünceleri. Ekrana uzun bir süre baktıktan sonra, bilgisayarını kapattı ve sandalyesinden kalktı. Düşüncelerle birlikte o zamana kadar verdiği tüm cevaplar da yok olmuştu. “Herkes için böyle olmuyor mu?” dedi içinden bir ses. Aynı ses, bir ton soru getiriyor aklında fakat sesin sahibi hiçbirinin cevabını göremiyordu. Yapacak bir şeyler ararken, hiçbir şey yapmıyor halde buldu kendisini evin içinde anlamsız anlamsız dolaşırken. Kanepeye attı kendisini ve o ses bir soru daha sordu:

Yanlış olan ne?

Reklamlar
Published in: on Aralık 12, 2010 at 1:21 am  Yorum Yapın