Yanlız değil Yalnız!

Bir temmuz akşamıydı. Hatta ve hatta bir temmuzun son akşamlarıydı. Sahnedeyse baba ve oğul vardı. Evin salonu onlar için sahneydi. Salon, hayatın normal diye tanımlanabilecek zamanlarında hiç tercih edilmez fakat hayatın normaller kümesinin dışında bir eleman belirdiğinde ilk tercih edilen yer olurdu o sahne, yani salon.

Hikayemizdeki ilk yalnız kahraman işte tam bu nedenden de salondu zaten.

Oğul, babaya baktı ve “bir kadeh daha?” diye sordu. Babanın kafasını sallamasına fırsat vermeden eli şişeye uzandı, kapağı yavaş hareketleriyle gevşetip çıkardı. Bilyeden geçip bardağa akan şeffaf sıvının sesi sahnemizin fon müziği olarak yerini aldı. Ve oğul devam etti:

“Hatırlıyor musun? 18 sene önceydi. Beyaz panjurlu bir evimiz vardı ve sen o panjurların sürekli beyaz olmasını isterdin. Ben odamda senin panjularla olan ilişkini kıskanırken aslında çok yalnızdım. Her sabah evden çıkarkan o panjurlara bakıp bunu hatırlardım. Her akşam eve gelirken o panjurlara bakıp bunu hatırlardım. Karman çorman, her daldan düşüncelerim adımlarıma eşlik ederken, evi gördüğümde bir anda hepsi uçup giderdi aklımdan.”

Sürahiye uzandı oğul, rengi değiştirecek kadar su ekledi kadehe. Ne az ne çok.. Kararında..

“Komik gelecek ama panjurların yerine kendimi bile koymuştum vaktinde.” diye devam etti oğul. “Beyaz panjurlar, her gün önünden geçen arabaların egzoz dumanlarınıyla kirlenen panjurlar.. Okul yolunda egzoz dumanlarıyla kirlenen ben, panjurları kıskanan ben. Panjur ne anlama geliyor bilmeden devam ettim ben kıskanmaya. Panjurlar senin yardımınla sahnemizi korudu ve ben senin yokluğunla yalnızlığı tattım.”

Hikayemizin ikinci yalnızı ve başrol oyuncusu olarak oğul kendisini gösteriyor. Oğulun gözleri, yazarın gözleri. Peki ya panjurun gözleri? Peki ya babanın gözleri?

“Yıllar geçti. Ben senin yokluğunda hep panjurlu bir evde yaşamak istedim. Senden öyle görmüştüm. Panjurlu bir evim olsun ve o evin panjurlarını temizleyeyim istedim. Sonra işten döndüğüm bir gün, yalnız yaşadığım evimin, yalnız yaşadığım odasının, yalnızlığımı anlatan masasında bir not buldum. Notu ben yazmamıştım ya da yazmıştım ama hatırlamıyordum. Bilinçdışı ya da bilinçaltı denilen boklardan birisini geliştirmiştim belki sayende. Not şöyle diyordu:

“Panjurun gözleri aslında maviydi, gözleri olduğuna ne kara dumanlar ne de baban inanırdı ama aslında vardı. Mavi gözleriyle yalnız salonu hep izler, yer yer onunla konuşup efkar giderirdi. Salon, panjurdan daha dertliydi ama panjur da az dertli değildi. Mavi gözlerinin ardından olayları görüp seni düşünürdü. Kendini düşünmesine gerek yoktu, çünkü zaten onu onun yerine yeterince düşünen bir baba vardı. Baba panjuru temizlerken, panjura her şeyini fısıldardı. Seni, bir zamanlar salonun yalnızlığını gideren anneni, işini, sevgisini, dilinin ucuna gelip söylemediklerini… Panjursa dünyadaki en zor şeylerden birisini yapar ve dinlemiyor gözükürdü. Halbuki, o da bana anlatırdı tüm bu dinlediklerini. Bense zamanı geldiğinde, ilgilisine ulaştırmak üzere not ederdim parçaları. İşte bu okuduğun da onlardan bir parça. Zamanı geldi ve okuyorsun.”

Notu buruşturdu oğul, eliyle sıktı. Not sıvıya dönüştü, bilyeden geçti ve babasının bağlı olduğu seruma aktı. Cihaz sabit bir sese büründü. Panjur sustu, oğul sustu, sahnenin ışıkları bir daha yanmamak üzere söndü ve hikayemizin yalnızları listesinde panjur ve baba da yerini aldı.

Yazarsa okuyuculara tek bir soru sordu: Ne kadar yalnız değilsin?

Reklamlar
Published in: on Temmuz 29, 2011 at 9:58 pm  Yorum Yapın  

The URI to TrackBack this entry is: https://dambil.wordpress.com/2011/07/29/yanliz-degil-yalniz/trackback/

RSS feed for comments on this post.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: